Ağustos 3

Ata ziyareti

Atatürk Ankara Kız Lisesini ziyarete gidiyordu. Sınıflara girilip çıkılacaktı. Kapılardan birinin önünde durdu. İçeride ne ders olduğunu sordu. Müdür yurt bilgisi dersi olduğunu söyledi. Atatürk:
-“Girebilir miyiz?” Diye sordu. Müdürün verdiği olumlu cevap üzerine usulca kapıyı vurdu. Sınıfa girdi. Biraz ders dinledi. Sonra öğretmene:
-“İzin verir misiniz, ben bir soru sorayım?” Dedi.
Atatürk’ün sorduğu soru üzerine, sırayla birçok zeki kız soruya cevap aradılar. Atatürk kimisini beğeniyor kimisini onaylamıyordu. Fakat kimsenin de hatırını kırmamaya gayret ettiği belli oluyordu. Büyük Atatürk’ü tanıyanlar, gene büyük bir devrimin öncesinde olduğumuzu hissetmekte gecikmiyorlardı.
Nihayet verilen çeşitli cevapları büyük Atatürk kendisi toparladı ve bir cümle içinde ifade etti:
-“Vatandaşın en büyük hakkı seçim ve en büyük vazifesi de askerliktir.” Bu sözler tebeşirle tahtaya yazıldı. Ondan sonra Atatürk şu soruyu sordu:
-“Milletvekili olmak ister misiniz?” Bu beklenilmeyen sorunun altından bir heyecan havası doğdu. Herkes hararetli hararetli konuşmaya başladı. Genç kızlar büyük Atatürk’ü adeta biran önce bu kararı vermeye sürüklemek istiyorlardı. O da gördüğü ilgiden memnun kalıyordu. Nihayet Atatürk:
-“Dünyada kadınlar seçmek ve seçilmek hakkını kazanmak için çok mücadele etmişlerdir. Biz size hiç mücadele etmeden bu hakkı veremezdik. Fakat bütün Türk tarihi boyunca analarınız bu mücadeleyi yapmışlardır. Siz de onların hakkı olan seçmek ve seçilmek hakkına ereceksiniz. Fakat biraz önce söylediklerimi hatırlamanız gerekir. Milletvekili seçer ve milletvekili olursunuz, fakat aynı zaman da asker de olacaksınız.”
Sınıfı dolduran genç kızlar hep bir ağızdan:
“Oluruz” diye bağrıştılar. Herkes yeni bir devrimin tarihi gününü yaşadığını anlamıştı. Kısa zaman içinde kadınların seçme ve seçilme hakkını kabul eden kanun kabul edildi. Kız okullarına da askerlik dersi kondu.
Kaynak:
Münir Hayri Egeli, Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar, Ahmet Halit Yaşaroğlu Kitapçılık, Ankara 1959.s. 57-58
Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Ağustos 3

Arılar

Maalesef, yaşadığımız yangın
felâketinde 90.000 arı kovanı telef olmuş.
EİNSTEİN diyor ki:
“Bir gün arı nesli yok olursa, insanın da
4 yıllık ömrü kalmış demektir.”
Bir arı kovanında 1 Kraliçe Arı ve ortalama 20.000 ile 60.000 arasında işçi arı vardır.
Kraliçe Arı 5 yıl yaşıyor ve günde 2.500
yumurta bırakıyor.
Bir arının 170 ayrı koku dedektörü vardır.
Saniyede 200 kanat çırpışı yapıyor, ve saatte
25 km. yakın hızda uçabiliyor.
Ömrü boyunca 800 km. Yol katediyor.
Bir arı, bir polen uçuşunda 50 ile 100 çiçeğe konuyor. Bir günde 1500 çiçeğe dokunuyor.
450 gr. bal yapması için, 17.000 arının
10 milyon çiçek ziyareti yapması gerekiyor.
Bir koloni arının, bir İlkbahar-yaz sezonunda yaptığı yol; Dünya ile Ay arasında 26 kez gidip/gelmeye eş değer.
Yeryüzünde ki çiçek ve meyva tozlaşmasının (döllenmesinin) %80’ini böcekler sağlıyor.
Bunun %85’ini de arılar.
170 bin bitki türü, arıların sağladığı tozlaşma
ile varlığını sürdürüyor.
Böcek Bilimci O. WİSLON diyor ki:
“Yediğimiz her 3 lokmadan birini, içtiğimiz
her yudum meşrubatın, bir yudumunu arılara borçluyuz.”
Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Ağustos 3

Mankurt nasıl yapılır…?

Juan-Juan adlı barbar bir toplum, (Kırgız Türklerinin komşusu) tutsak ettiği kişileri işe yarar köleler haline getirmek için belleklerini silerek “mankurt” haline getirirmiş.
Bir insan “mankurt” yapılmak istendiğinde ne yapılır?
– Tutsak kişinin saçları iyice kazınır,
– Kafasına devenin boyun derisi gerdirilerek geçirilir,
– Tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe bağlanır,
– Yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde sıcak güneş altında dört beş gün aç susuz bırakılır,
– Sıcağın etkisiyle deve derisi büzülür ve bir mengene gibi kafayı sıkıştırır,
– Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlar yeniden uzamaya başlar,
– Fakat, deri kafaya o kadar yapışır ki, zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşir ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemez,
– Bu nedenle saçlar kafanın dışı yönünde değil, içine doğru uzamaya başlar,
– Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delmesiyle tutsak kişi, büyük acılar çeker.
– Beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölür.
– Sağ kalan tutsak ise zamanla kendine gelir; yiyip içerek gücünü toparlar.
– Ama o artık bir insan değildir; ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan “mankurt” olmuştur.
Artık hafızası yoktur…
Kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını, babasını ve çocukluğunu bilmez hale gelir.
Artık düşünemez…
İnsan olduğunun farkında değildir. Ağzı vardır, dili yoktur. Kaçmayı dahi düşünmeyen, hiçbir tehlike arz etmeyen bir köledir sadece. Bilinci, benliği olmadığı için, sadece efendisine boyun eğen bir köle…
Category: Genel | LEAVE A COMMENT