Mayıs 17

Boşver yaşı başı

Boşver be yaşı başı!
Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?..
Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver?
Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını.
Gelene geçene yol verme girsin diye içeri
ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna .
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında,
bırak aksın yollarına.
Yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın.
Sen inan yüreğine…
Hem ona geçmezse kime geçer sözün?..
büyü büyü…
bak ellerin ayakların kocaman,
aklında maaşallah yerinde,
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
Akıllı ol,
yüreğin gelir peşinden…
Boşver yaşı başı…
Aşk var mı aşk,
sen ondan haber ver?
Takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere.
O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün.
Atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü.
öl gitsin…
Parayı pulu savurup,
bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır istediğin,
savrul gitsin…
Boş ver be yaşı başı,
kim tutar seni kim?
Kendi yüreğinden başka kim?.
Aklını al da öyle git,
ister yollara, ister odalara, ister kırlara bayırlara vur da git.
Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle, bırakmadıkça birine.
O biri de gelir gerçekten istedigin oysa,
seveceksen ve öleceksen uğruna…
yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa…
yaş 70’e gelse bile, hayat daha bitmemiş,
sen mi biteceksin?
çekeceksen bile bayrağı ,
‘yaşadım ulan dibine kadar’ diyemeyecek misin?
Hayat Sürprizlerle Dolu Yaşayın Gitsin

Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Mayıs 17

ikinizi de bir bilsen

hasretin kan çanağı gözlerinde oturuyorsun
seni soruyorum
hiçbir şey bilmiyorsun
hep bir çağlayan gibi senin sevdana aktım
sen ise sularını kaçıran bir nehir gibi uzaktın…
tükenişi bir aşkın
bir nehrin tükenişine benzer
ne deniz olabildin
ne nehir kalabildin…
kendin ol
kendin ol
sen buysan başkası ol!
buysan kederden öleceğim
başkası olursan da kimi seveceğim?
ne Rize anladı beni ne de sen
oysa ne çok sevdim ikinizi de bir bilsen…
Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Mayıs 17

JAYE DAVIDSON

Onu hatırladınız mı? Jaye Davidson. Pek çok izleyici gibi ben de onu Yıldızlara Geçit (Stargate) filminde uzaylı tanrı Ra rolünde izlemiş ve insanı etkileyen erkek güzelliğine hayran olmuştum.
Yahu ne oldu bu oyuncuya diye merak edip sinema sitelerinde biraz okuma yapınca karşıma ilginç bilgiler çıktı.
Efendim, Jaye Davidson 1968 California doğumlu. Babası bir Gana’lı annesi İngiliz. Gençliğinde katıldığı bir partide yakışıklılığı ve güzelliği ile dikkat çeken Jaye Davidson’a “Ağlatan Oyun” (The Crying Game” filminde rol alması için bir Hollywood yapımcı tarafından teklif sunuldu. Beyaz perdedeki bu ilk rolünde Jaye bir transseksüeli canlandırdı ve filmde kadın kıyafetleri içinde göründü. Filmin bir sahnesinde çırılçıplak soyunuyor ve arkadaşı ancak o zaman onun bir erkek olduğunu anlayabiliyordu. Burası filmin en önemli sahnesiydi ve filmin başından beri onu kadın olarak gören seyirciler gerçeği öğrenince şaşırmışlardı. Sonuç şaşırtıcı derecede başarılıydı, Jaye Davidson’a sinema dergileri övgüler yağdırıyordu. Transseksüel Dil rolü ile en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar ve BAFTA ödülleri için aday gösterildi. Filmde hem erkek hem kadın olarak göründüğü için Chicago film eleştirmenleri derneği onu istikbal vaat eden kadın ve erkek oyuncu ödüllerinin ikisi için de aday gösterdi.
Fakat Jaye Davidson şöhretten hoşlanmıyordu, hatta nefret ediyordu. 1994 yılında kendisine “Yıldızlara Geçit” (Stargate) filmi için teklif getirildiğinde stüdyodan yüksek bir ücret isterse kabul etmeyeceklerini düşünüp fiyatını 1 milyon dolar olarak belirledi fakat teklifi zannettiğinin tersine kabul edildi. Böylece Jaye Davidson güzel ve acımasız tanrı Ra rolü ile yeniden izleyicinin karşısına çıktı ve bir kere daha büyük ilgi gördü.
İkinci filmden sonra Jaye Davidson bir TV filminde yine kadınsı bir rolde görünüp sinemayı bıraktı ve gelen tekliflerin hepsini geri çevirdi. Peki ama neden? İstese çok başarılı olabilirdi ve zaten yolu açılmıştı. 8-10 kadar sinema sitesinde kendisiyle ilgili ayrıntılı bilgileri okudum. Gördüğüm şey şöyle. Kazandığı şöhret Jaye Davidson’u gerçekten rahatsız ediyordu ve kamuoyunda onun cinselliğine yönelik saldırılar başlamıştı.
Jaye Davidson gerçek hayatında bir eşcinseldi fakat öyle filmlerdeki gibi kadınsı (efemine) eşcinsel değil, kendi erkek kimliği ile eşcinseldi. Aile köklerinin bulunduğu İngiltere’deki tüm akrabaları onu heteroseksüel olarak biliyorlardı ve galiba Jaye Davidson sakin bir hayat sürüp cinselliğini dilediği gibi yaşamakla, şöhret olup çeşitli eleştiri ve kötülemelere katlanmak arasında ikilemde kalmıştı. Ayrıca modelliği ve moda dünyasını çok seviyordu. Böylece, sinemayı bırakma kararı alan Jaye Davidson önce modellik yaptı ve Sharon Stone, Richard Gere, Jane Fonda, Kate Moss, Naomi Campbell gibi ünlülerle çalıştı. Ardından elbise tasarımına geçen Jaye Davidson, Walt Disney dahil olmak üzere tanınmış markalar için elbise tasarlayan bir moda firmasında Londra’da çalışmaya başladı. Mesleğini çok seven Jaye Davidson çok uzun zamandır bir erkek arkadaşıyla birlikte yaşamakta ve sakin bir hayat sürmekte. Bol bol spor yapmayı ve amatör havacılığı da seviyor.
Ne diyebilirim ki, büyük saygı duydum. İstese Hollywood’un görkemli dünyasında çok daha fazla tanınabilir, belki Oscar ödülü dahi kazanabilirdi. Ama o özgürlüğü, sakin bir hayatı ve dilediği gibi yaşamayı seçmiş. Dostlarıyla birlikte mutlu olmasını dilerim. Ekte üst soldaki resim “Ağlatan Oyun” filminden. Diğer ikisi “Yıldızlara Geçit”. Son resim ise yakın zamanlardaki bir pozu. Aşağıda seçtiğim bazı sözleri var.
Saygılarımla,
———————————–
* En önem verdiğim şeyler kendi hayatımı özgürce, hoşlanarak yaşamak, doğru ve iyi olduğuna inandığım şeyleri yapmaktır.
Eşcinselim ama hanım evladı değilim. Güçlü ve hızlıyımdır. Eşcinsel olduğum için bana bir kere sokakta saldırdılar. Saldırgana öyle bir vurdum ki yerden kalkmaya cesaret edemedi.
Dinlere inanmam fakat Tanrı’ya saygı duyarım.
Bir filmde rol aldığınız için insanlar sizi tanıdıklarını düşünüyorlar ve çok saçma yargılarda bulunuyorlar. Bu gerçekten rahatsız edici.
* Eşcinseller medyada hep yanlış biçimde tanıtılıyorlar. Bundan nefret ediyorum. Eşcinsellere yapılan saldırılar kadar, onların hep mazlum, sevecen kişiler gibi gösterilmelerine de karşıyım. Eşcinseller içinde de katiller, terbiyesizler, madde bağımlıları olabilir. Bizim de heteroseksüellerden bir farkımız yok. İnsana ait tüm zaaflar eşcinseller için de geçerli. Ama bir insan yaptığı kötü şeyler için değil eşcinsel olduğu için yargılanıyorsa bu çok üzücü bir durum.
* Yıldızlara Geçit filmindeki rolüm çok abartıldı. Ben aslında o kadar başarılı değildim, rol çok sıradışı, ikonik bir roldü.
Ben aktör değilim, kendimi aktör olarak tanıtırsam gerçek oyunculara haksızlık etmiş olurum.
Aslında en büyük hayalim bir sanat tarihçisi olmak ve arkeoloji sitelerinde, saraylarda, sanat koleksiyonlarında görev almaktı. Ama o iş için yeterli olmadığımı anladım.
Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Mayıs 17

Psikopatların en çok tercih ettiği meslekler

‘Psikopat’ dendiğinde, pek çoğumuzun aklına ilk olarak katiller gelir. Fakat ‘katil’ olarak tanımladığımız kişilerin en fazla %25’inin psikopat olduğu belirlenmiştir.
Psikopatı tanımlarken, en fazla kullanılan belli başlı sıfatlar şunlardır:
– Kendine aşırı güvenen.
– Acımasız.
– Umursamaz.
– En zor anlarda dahi oldukça sakin.
– Egoist.
– Sempatik.
– İnsanları kolaylıkla manipüle edebilen.
– Cesur ve korkusuz.
İngiliz psikolog Kevin Dutton’ın yaptığı bir araştırmaya göre, içerisinde en az psikopat bulunan ilk 10 meslek şöyle sıralanıyor:
1. Hasta bakıcı
2. Hemşire
3. Terapist
4. El sanatlarıyla uğraşanlar
5. Güzellik uzmanı – Stilist
6. Sosyal yardım çalışanları
7. Öğretmen
8. Sanatçı
9. Doktor
10. Muhasebeci
En fazla psikopat bulunan ilk 10 meslek ise şöyle:
1. CEO
2. Avukat
3. Görsel medya çalışanı
4. Satış görevlisi
5. Cerrah
6. Yazılı medya çalışanı
7. Polis memuru
8. Din görevlisi
9. Aşçı
10. Devlet memuru
Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Mayıs 17

Kırlangıç

Yaklaşık 20 gram ağırlığındadırlar .. ancak uçuşta 5000 km’den fazla yol kat etmişlerdir.
Sahra Çölü’nü geçtiler. Akdeniz üzerinden uçtular,
dinlenmek nedir bilmeden. .
Fırtınalar ve rüzgarlarla savaştılar … kavurucu güneş umurlarında değil.
Olağanüstü bir şey yaptılar.
Ve şimdi..
evlerimizin çatılarının altında yaşayacaklar .. Yavruları olacak.
***
Bir kırlangıç, günde 850 sinek ve sivrisinek yiyebilir.
Bir çift günde yaklaşık 1.700 sinek ve sivrisinek öldürebilir. Bundan daha etkili ve çevre dostu bir böcek ilacı yoktur.
Onlara hoş geldiniz diyebilmeliyiz..
En önemlisi
onlara zarar verme!
Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Mayıs 17

okuduğum yerden

“Aşkı öpüşmek sandınız, saatler boyu sevişmek.. Hayallerinizde hep gürültüler vardı.
Masum bir sarılmayı hiç düşünmediniz, kokusunu da içinize çekmek hep az geldi. Gözlerine bakmakla yetinemediniz hele saygıyı hiç öğrenemediniz. Kendinizce aşkı modernleştirdiniz ama beyinlerinizi cahilleştirdiniz…”
Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Mayıs 15

Çok Güzel

Kekik kokusu duydum
Kekik kokusu koynunda huysuz gecenin
Uyandım birdenbire
Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden
Yorgunum
Çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var
Yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına
Düşmanlarım ulaşamazlar…”
Nihat Behramoğlu
Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Mayıs 15

kusur arama

En çok canınızı yakan kişinin kusurlarını ararsınız çünkü canınızın yanmaması gerektiği farkındalığına ulaşmanızı istemeyen egonun en temel savunma sistemi budur. Başkasını suçlamaya ihtiyaç duymadığınızda değişmeye başlarsınız. Ego değişimden nefret eder çünkü “ben” gidecek yerine ne gelecek? Bilinmeyen alana girer mi hiç ego? Fakat o bilinmeyen alanda saklıdır bilgelik. Ego gidince geriye ruh kalır. Bu sefer özgürleşmiş olduğunuz egolarınızı “farkında” olarak kullanmaya başlarsınız. Ruh ve zihin bütünlüğüne beden de katılır, bütünlük sağlanmış olur. Sürekli vecd ve huşu halinde yaşamaya başlarsınız. Uyananın yaşadığı budur. Buna istinaden evrenin işaretlerine dikkat etmelisiniz. Nerede acı, öfke, üzüntü ve mutsuzluk var orada hakikat gizlidir. Gün gelecek acılarınıza şükredeceksiniz. Ve sizi üzen insanlara da…

Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Mayıs 15

Evet değiştim

Artık hiç kimseyi vazgeçilmez görmüyorum.
Hiç kimseyi ayrıcalıklı görmüyorum.
kimsenin sorunsuz olduğunu düşünmüyorum.
Ve kimseyi memnun etmek zorunda hissetmiyorum.
Evet değiştim.
Artık kimse için yaşamıyorum.
Kimse için hayatımı feda etmiyorum.
Kimseye zoraki sevdirmeye çalışmıyor,
Kimseyi zoraki sevmek için kendimi zorlamıyorum.
Evet değiştim.
Anlamak istemeyene laf anlatmıyorum
Kimsenin ön yargısıyla uğraşmıyorum
Kendimi kimseyle kıyaslamıyor,
Kimseye de kanıtlamak zorunda hissetmiyorum.
Evet değiştim.
Geçmişimle barışıyorum.
Kendimi de geçmişteki insanları da affediyorum.
Artık geçmişin keşkeleri ile
Geleceğin acılarına sıkışmıyorum.
Evet değiştim.
Zaaflarımı görüyorum artık.
Zayıflıklarımı maskelerle kapatmıyorum.
Kendimi sevdirmek yerine,
Sadece sevilmeye bırakıyorum.
Evet değiştim.
Kendimden eminim artık.
Her lafa itibar etmiyorum.
Kendimi temize çıkarmaya çalışmıyor,
Kendimi başkalarının notuyla ölçmüyorum.
Evet değiştim.
Tanımadan kimseyi yüceltmiyor,
Güvendiğim dostlarımı sahipleniyorum.
Her şeyin benim seçimim olduğunu kabul ediyor
Ve artık kimseyi suçlamıyorum.. .
Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Mayıs 15

Hasan Tahsin – İşgale sıkılan ilk kurşun

Hasan Tahsin, ilköğretimine Selanik’te bulunan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün de eğitim aldığı Şemsi Efendi Okulu’nda başladı. Daha sonra Selanik Feyziye Mektebi’ni bitiren Hasan Tahsin, bu okulun ardından İttihat ve Terakki tarafından burslu olarak Paris Sorbonne Üniversitesi’nde siyasal bilimler öğrenimi gördü.
Mısırlı öğrenci lideri ile birlikte mitingler düzenledi. Tümgeneral Doktor Mazlum Boysan ile birlikte kalan Hasan Tahsin, öğrenim gördüğü esnada Trablusgarp’ı işgal eden İtalya’yı protesto etmek için, Mısırlı öğrenci lideri Şeyh Dayef ile birlikte mitingler düzenledi.
Buxton kardeşlerin faaliyetlerini engellemek için görev aldı. Paris’te İttihat ve Terakki Fırkası’nda ve Teşkilat-ı Mahsusa’da görev alan Hasan Tahsin, İstanbul’a döndükten sonra, Osmanlı Devleti aleyhine Balkanları karıştıran İngiliz istihbarat teşkilatı adına çalışan Buxton kardeşlerin bu faaliyetlerini önlemekle görevlendirildi.
Buxton kardeşlere Bükreş’te bir tünelde suikast düzenleyen Hasan Tahsin, 10 yıl hapis cezası aldı. Fakat 1916 yılında Almanya’nın Balkanlara girmesi nedeniyle Romanya’da serbest kaldı ve İstanbul’a döndü.
Aslında Hasan Tahsin’in gerçek adı Osman Nevres. Tahsin, yurda döndükten sonra, verem tedavisi için İsviçre’ye gitmek zorunda kalınca, tanınmamak için pasaportuna Hasan Tahsin ismini yazdırdı ve daha sonra hep bu adı kullandı.
1918’de İzmir’e yerleşen ve ‘Hatıra’ isimli bir şirket kuran Hasan Tahsin, Osmanlı Sulh ve Selamet Cemiyeti’nin sözcülüğünü yapan Hukuk-u Beşer (İnsan Hakları) gazetesini yayımlamaya başladı. Gazetedeki yazılarında ise ‘Vatanperver Hasan Tahsin’ lakabını kullanan Tahsin, yazdığı yazılarla aynı zamanda Türkiye’de kadın haklarının savunuculuğunu yapan ilk erkek.
14 Mayıs’ı 15 Mayıs’a bağlayan gece binlerce İzmirli, eski Musevi mezarlığında (Maşatlık meydanı) toplanmıştı. Bu esnada İngiliz, Fransız, Amerikalı, İtalyan ve Yunan zırhlıları İzmir Körfezi’nde bulunuyordu. Kalabalığa hitap eden önemli bir isim, o zamanın Belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa’ydı. Belediye Başkanının yanı sıra topluluğa hitap eden bir diğer önemli isim ise Hukuk-u Beşer gazetesinin başyazarı olan Hasan Tahsin’di. Halkı direnmeye çağırıyorlardı.
Yunan askerlerinin İzmir’de karaya basacakları gün, Hasan Tahsin yanında bulunan revolver ile düşmana ilk ateşi açtı. Böyle bir direniş beklemeyen Yunan alayı ise şaşkına döndü. Daha sonra ise yanında fazla yandaşı olmayan Tahsin, Yunan alayı tarafından açılan ateş ve ardından süngüleme sonucunda, 31 yaşında yaşama veda etti.
Sıkılan kurşunla beraber direniş, diğer bölgelere de sıçradı.
Hasan Tahsin’in işgal askerlerine sıktığı ilk kurşun, Türk Kurtuluş mücadelesinde diğer yerlere de sıçradı. Aydın ve Balıkesir’de işgale karşı direniş başladı. Hatta Çerkez Ethem, Yunan işgaline karşı efeleri toparladığı gün, Demirci Mehmet Efe ayağa kalkarak; “Bir genç düşmana ilk kurşunu sıkmış, bundan sonrası bize düşer!” demiştir.
Category: Genel | LEAVE A COMMENT